Vizyon Bilgi
Bilgi Güçtür!

Nevruz Bayramı Konulu Kısa Şiir Örnekleri ve Yazıları

Her yıl baharın gelişinin kutlandığı 21 Mart Nevruz bayramı için güzel mesajlar atılmaya daha şimdiden başladı. Nevruz Bayramı Konulu Kısa Şiir Örnekleri ve Yazıları yazımızın devamında….

Her yıl baharın gelişinin kutlandığı 21 Mart Nevruz bayramı için güzel mesajlar atılmaya daha şimdiden başladı. Nevruz Bayramı Konulu Kısa Şiir Örnekleri ve Yazıları yazımızın devamında….

21 Mart günü Nevruz bayramı. Her yıl 21 Martta kutlanan baharın gelişi yine etrafa güzel mesajlar saçılmasına neden oldu.

Baharın gelişini müjdeleyen ve uzun bir geçmişe sahip olan Nevruz bayramı hakkında bilinmeyen bir çok şey var. Aslında dünyaca kutlanan bu bayramda insanlar baharın gelişini kutlayıp özel bir gün geçirmektedir. Nevruz hakkında çok fazla şiir ve güzel sözler yazılmıştır. İşte

- Advertisement -

Nevruz bayramını anlatan şiirler ve konulu yazı önekleri şöyle;

NEVRUZUN GÜZELLİĞİ
Senin sayende sevdik
Senin sayende eğlendik
Senin sayende Nevruz’ü öğrendik.

Ateşler yakılır
Çalgılar çalınır
Aileler toplanir.
Sen ne güzel senmişsin ey Nevruz.

Sayende bu yılda eğlendik
Dostlarla , akrabalarla 
Ben senden baharı öğrendim 
Çünki seni bunun için sevdim.

İşte Nevruz Geliyor
Cemre düşünce toprağa 
Yeşil gelince yaprağa 
İnsan erince mutluluğa 
İşte Nevruz geliyor. 

Gelince bahar ayları 
Ahmet çıkarır tayları 
Değişti doğanın huyları 
İşte Nevruz geliyor. 

Göçmen kuşlar haberci 
Haz dolu yaşlısı,genci 
Haydi paylaş sevinci 
İşte Nevruz geliyor. 

Yakıldı bahar ateşi 
Nevruz güldürür güneşi 
İçimde yeni gün neşesi 
İşte Nevruz geliyor. 

Doğa uyanmış yeniden 
Yer,oynamış yerinden 
Bahar coşkusu derinden 
İşte Nevruz geliyor.

Anadolu’da Bahar (Özlem ULUER)
İlkbahar geldi Anadolu’nun, 
Her tarafı yeşil şimdi. 
Ağaçlar çiçek açar, kuşlar ötüşür, 
Her yanı cıvıl cıvıl duy şimdi. 

Arılar düğün yapar şu mevsimde, 
Anadolu’nun renk renk 
Gül bahçesinde, 
Bülbüllerin neşesini gör şimdi. 

Cıvıl cıvıl sessiz duran yuvalar, 
Kelebekler birbirini kovalar, 
Halı gibi nakışlandı ovalar, 
Bölük bölük, sarı yeşil, mor şimdi. 

Gök gürülder yağmur yağar, 
Her taraf mis gibi toprak kokar. 
Anadolu’da böyle yaşanır bahar. 

Baharın Sevinci (Kader TAŞOVA )
Yeni baharda canlanır yer, 
Kırlar hep yeşiller giyer. 
Döner geline her ağaç, 
Süslü bir etektir yamaç. 

Çiçeklerle donanmış, 
Halı gibi çayırlar. 
Üstünde ipek tüylü, 
Kuzular oynaşırlar. 

Kuşlar cıvıldaşırken, 
Coşkun akar dereler. 
Derelerin sesini 
Dağlar uzaktan dinler. 

Kuş sesleri yayılır, 
Ovalara, dağlara. 
Menekşeler yayılır, 
Bahçelere, bağlara. 

Tatlı renkler, kokular, 
Bağa, kıra can verir. 
Her yerde bin bir tat var; 
Her yer cennet gibidir. 

Uzamaya başladı günler sahiden, 
Güneş’in batmak istemediği belli. 
Eteğini havalandırarak esen 
Kış boyu düşündüğüm bahar yeli. 

Barışın Sesi (Menaf ÖZDEK)
Dillerden düşmez kardeşlik türküleri, 
Nevruzda yeşerir, barış çiçeğinin 
Huzur ve kardeşlik dolu sesi, 
Anlatır mutlulukların en yücesini. 

Her çiçeğin ayrı bir rengi, 
Baharın, kardeşliğin, emeğin eseri, 
Yurdumun güneşi, baharın habercisi, 
Bayram sevinciyle geçer nevruz günleri. 

Nevruzda açar çiçekler. 
Çekilir halaylar, söylenir türküler. 
Geçmişin şanı, geleceğin heyecanı, 
Bir barış çığlığı gibi sarar dört bir yanı. 

Yeni Gün “nevruz´´
İşte geldi Nevruz.
Her yerde bir neşe…
İşte geldi Nevruz.
Baharın bayramı geldi Nevruz

Ateşler yakılmış.
Üstlerinden atlanıyor.
Ateşler yakılmış.
Her yerde bir heyecan…

NEVRUZ HAKKINDA YAZI

Baharın habercisi Nevruz, İran ve Türk Halklarının Bayramı, bahar bayramı, bereketin simgesi, canlanmanın, dirilişin işareti, doğanın yeni bir enerjiyle canlanışı, çayır ve çimenlerin yeşermeye başladığı, çiçeklerin rengârenk açtığı, yüreklerimizin yeni umutlarla dolup taştığı, gönüllerimizdeki türlü çeşitli duyguların birbirine karıştığı, yeni bir mevsime, yeni bir bahara yolculuğun başlangıcıdır.

Zaman zaman, Nevruz İran’ın mı, Türklerin mi, yoksa bir başka kavmin mi Bayramı tartışmaları yapılmaktadır, bu elbetteki bu alanda çalışan bilim adamlarını ilgilendiren bilimsel bir araştırma konusudur. Biz bunu bırakalım bilim adamları tartışsın, ama bizim için önemli olan Nevruz düşüncesi, barışa, sevgiye ve kardeşliğe giden duyguların Nevruz’la yüklü olmasıdır.

İran kaynaklarının Nevruz ile ilgili başlıca başvuru kaynağı, referansı, Firdevsi’nin Şehnamesidir. Fakat Şehname’nin araştırıldığı dönemlerden kalan yazılı belgelerde Nevruz ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmaması, buna mukabil Türklerin en eski yazılı eserleri olan gerek Orhun Kitabelerinden gerekse diğer yazılı Türk belgelerinden ve Türklerin günlük yaşamlarından, yaşam tarzlarından bahseden eski Çin kaynaklarında Nevruz’la ilgili kutlamalardan söz edilmiş olması, Nevruz’un kökeninin Türkler olduğu savını kuvvetlendirmektedir.

Ancak yukarıda da yazdığımız gibi, önemli olan Nevruz’un kökeninden daha çok, bir tabiat, bir doğa bayramı olarak kin ve nefret sebebi değil, insanların birbirlerine düşmanlık kaynağı değil, bütün canlı yaratılmışlarda dirilişin başladığı, doğanın uyanmaya başladığı bir gün olarak algılanmasıdır. Bu vesileyle Nevruz sevinç, Nevruz mutluluk ve huzur olmalıdır. Nevruz bütün sıcak duyguların toplamıdır, Nevruz kana düşen ateştir.

Nevruz’u kutlayan halklar, Nevruz’u bir bayram olarak kabul eden uluslar ve topluluklar İran’dan veya Türkler’den kendi gittikleri, göç ettikleri, sonra da yerleştikleri her yere bu güzel ve anlamlı bayramı götürmüşler ve oralarda da kutlamışlar halen de kutlamaktadırlar. Bilindiği gibi, Nevruz bugün Türkistan başta olmak üzere, bütün Türk dünyasında, Anadolu’da, Kafkaslarda, Balkanlar’da, Kıbrıs’ta, Ta Yakutistan’dan Çuvasistan’a, Başkurdistan ve Tataristan’a kadar Suriye’de ve Ortadoğu’da her iklimde ve coğrafyada kutlanmaktadır.
 
Atalarımız, Nevruz’da binlerce yıldır Bayram yapmışlar; Ergenekon Destanına göre, savaşta yenilen Türklerden iki genç kurtulmuş ve bir vadiye sığınmışlar, orada bir mağarada bu gençleri bir dişi bozkurt-Asena emzirmiş, beslemiş, koruyup kollamış; zamanla bu mekânda çoğalan Türkler vadiyi çevreleyen dağlar arasından Demir madenini eriterek yol açıp çıkmışlar, Nevruz’un ateşi demiri eritmiş, işte bu sebeple, sonraki zamanlarda, bugün bile, Nevruz bir kurtuluş günü olarak “Atalar Mağarası” denilen mevkide, Asena’nın iki genci emzirdiği yerde, Örs üzerinde sıcak demir dövülerek simgesel olarak kutlanmış, kutlanmaktadır.

Nevruz’dan, yeni günden, bahardan ve bereketten bahsedince, eskiden kullandığımız takvimlerden, özellikle Peygamberimizin Hicretini başlangıç kabul eden, Hicri Takvimin güneş yılını esas alan, Rumi-Mali temele göre tanzim edilmiş takvim hakkında bazı önemli bilgilerin bu vesile ile sizlerle paylaşılmasının yararlı olduğuna inanmaktayım. Bu takvime göre; yıl Kasım ve Hızır günlerinden ibarettir. Kasım günleri 180, Hızır günleri ise 186 gündür.

Hicret başlangıcına göre, güneş yılını esas alan bu takvimlerin, Büyük Selçuklu Sultanı Celaleddin Melikşah zamanında geliştirilip kabul edilen Celali takviminin güncellenmesi, tekrar kullanılmaya başlanması olarak kabul edilmektedir. Celali takviminin başlangıcı 15 Mart 1079’dur. Daha sonra yapılan bir takım düzenlemelerle yılbaşı 21 Mart’a kaydırılmıştır. Bugün bile İran ve Afganistan gibi yerlerde kullanılan Şemsi takvim de bu Celali takviminden İlham alınarak geliştirilmiştir. Bizim kullandığımız Rumi takvimde 22 Mart 9 Mart’a karşılık gelmektedir. Bu takvime göre yılın yarısı kabul edilen kasım günlerinin 105’inde (ki bu tarih şubat ayının 20’sine tekabül eder) birinci Cemre havaya, bir hafta sonra, Kasımın 112’sinde, yani 27 Şubatta ikinci cemre suya ve nihayet üçüncü haftanın sonunda, Kasımın 119’unda, yani 6 Martta üçüncü cemre toprağa düşmektedir.

22 Mart’ta, cemrelerin üzerinden 16 gün geçmiş bulunuyor, yani artık hava, su ve toprak hep beraber ısınmaya ve canlanmaya başladı demektir. Artık çiftçiler, ziraatçılar ve tarımcılar tarlada, toprakta, bağda ve bahçe’de, hızla Allah’ın bereketine ve bolluğuna kavuşmak için çalışmaya başlamış bulunuyorlar.

Cemre, sözcüklerde ateş demek, daha doğrusu yanmış kömür, yani köz demek, kor demek, küçük taş parçası demek ! Anlam olarak “Isınmaya başlayan Güç, Isınma” şeklinde manalandırılmaktadır. O halde artık tabiatta toprak uyanıyor, kuşlar cıvıldaşıyor, zemheri kuzuları çayır-çimen koşuyor, hasılı bütün canlı yaratılmışların kanı kaynamaya başlıyor, Nevruz, işte böyle bir mevsimin başlangıcı !..

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.